Osmanlı Cumhuriyet’i Sevr paranoyası üzerine, ulusalcı söylemleri abartarak kullanmış, komedi ile dram arasında sıkışmış bir yapım. Komedi filmi bekleyen sinemaseverler yanılgıya düşebilir.
ALİ ABADAY’ın yazısı
Yıllar önce okul sıralarının sonundayken Ahmet Altan Atatürk’ün Selanik yerine Güneydoğu Anadolu’da doğması halinde neler olabileceğine dair Atakürt isimli bir yazı yazmıştı. O yazı gündeme bomba gibi düşmüş, Altan işten atılmış ve açılan bir davadan mahkûm olmuştu. Bense yazıyı öğretmenlerime karşı savunduğum için notlarımın düşüşüne tanık olup sınıfı zor geçmiştim.
Gani Müjde’nin yazıp yönettiği Osmanlı Cumhuriyeti filmini ilk defa duyduğum zaman Mustafa Kemal’in olmadığı bir geleceğin fikri değişik gelmişti. Hele filmin ilk fragmanlarını gördükten sonra mizah dolu bir hikâyenin biz izleyicileri beklediğine inanmıştım.
Bu düşüncelerle gittiğim filmin ilk sahnesi 1888 yılında Selanik’te sarışın mavi gözlü bir çocuk kargaları kovalarken başlıyor. Daha sonra ağaçta kafes içinde bir bülbül gören çocuk onu almak isterken ağaçtan düşüyor ve kafasını yere çarpıyor.
Bu olaydan sonra film günümüzde, 2008 yılında başlıyor. Osmanlı artık cumhuriyettir ve başında da Sultan yedinci Osman (Ata Demirer) bulunmaktadır. Ancak ülke ABD mandasındadır ve başkent İstanbul’un valisi ABD’li komutan William Highwill’dir (Alp Öyken). Padişah iki koruması Yadigâr (Sümer Tilmaç) ve Dumrul (Kerem Kupacı) ile birlikte gezmekte ama kimse ona artık değer vermemektedir. Cuma namazına gittiğinde ayakkabıları çalınmakta, makam arabası belediye tarafından çekilmekte, yolda arabasını çeviren polislere rüşvet vermek zorunda kalmaktadır.
Ülkede asayişi ABD askerleri sağlarken, AB’de Osmanlı Cumhuriyeti’ni ABD mandasından kurtarıp kendi himayesine almak istemektedir. VII. Osman’ın dünürü ve Başmabeyinci İbrahim Paşa (Ali Düşenkalkar) Padişahın kızı Nevbahar (Belma Canciğer) ile oğlu Selamet’in (Ahmet Çevik) evliliğinden olan torunu Arda Mehmet’i (Ziya Durukan) başa geçirip iktidarın kendi soyuna geçmesini istemektedir.
Bu arada Meşruti hükümetin başkanı olan Sadrazam Sadık Muhtar (Hakan Vanlı) AB temsilcileriyle bir arada ülkenin ABD mandasından çıkmasını, AB’ye üye olup padişahlığın yıkılmasını ve kendisinin başbakan olarak ülkeyi yönetmesini düşlemektedir. Hatta bunun için kimi planlarını uygulamaya koymuştur.
Bu arada ülkenin en doğusu olan Ankara’da direnişçiler ülkeyi manda yönetiminden kurtarıp, özgür bir yönetim için planlar yapmaktadır. Tüm direnişçilerin isteği Padişah’ın desteğini alabilmektir.
Tüm bu olayların içinde sıkılan Osman, karısı Saliha Sultan’ın (Ruhsar Öcal) kaprisleri de üzerine geldikçe soluğu Kosovalı Zerafet’in (Suzan Kardeş) mekânında alıp kafayı çekmektedir. Günler birbirini kovalarken Osman sarayı restore eden güzel sanatlar öğrencilerinden Asude (Vildan Atasever) ile karşılaşır ve ona vurulur. Aşkın insanların karakterlerinde yarattığı değişimin Padişah’ta da görülmesiyle olaylar farklı boyutlara ilerler.
Sevr paranoyası olarak nitelenebilecek bir kurgu gerçeklikteki film, komedi olarak lanse edilse ve böyle başlasa da esasında dram ile komedi arasında kalmış. Gani Müjde anti-emperyalizm sloganlarıyla doldurduğu, son dönem ulusalcı bütün mesajları neredeyse verdiği filminde AB’nin Türkiye’yi böleceği ya da ABD’lilerin ülkeyi kendi mandaları haline getirme paranoyaları gerçek olabilecekmiş gibi gösteriliyor.
İnsanî yönleriyle Mustafa Kemal’in hayatını anlatan Can Dündar’ın belgeseli Mustafa’nın ardından insanî bir padişah portresi çizen Osmanlı Cumhuriyeti biraz dengeyi sağlayacak gibi. Filmin içinde geçen görüşlerin, paranoyaların artık modası geçmiş anti-emperyalist söylemler olduğu çoğu izleyicinin hemen kavrayacağı bir olay olsa da, ulusalcı ve milliyetçilerin seyretmekten keyif alacağı bir yapım.
Özellikle ABD askerlerinin halka yaptığı zulümlerin ve ülkeyi parçalamak isteyen AB’ye Padişah’ın verdiği cevabın çoğu sinema salonunda ulusalcılar tarafından alkışlanacağına eminim, zaten filmin yan mesajı “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur.”
Gönül isterdi ki Gani Müjde bu kadar ulusalcı çığlıklarla dolu bir film yerine Kahpe Bizans gibi mizahi, absürt bir film çekseydi. Zira komedi ile dram arasında kalan yapım iki tarafa da yaklaşamıyor.
Filmin oyuncu kadrosunda ise Ata Demirer dengeli oyunu ile iyi bir performans çıkarmış. Tüm film boyunca padişahı bir insan olarak ve aşırı mizaha kaçmadan, içinde hafif romantik bir yan bulunduran karakter olarak ortaya koymuş. Sezen Aksu’nun kendisinin farklı bir geleceğini canlandırdığı sahne ise filmin sürprizi...
Osmanlı Cumhuriyeti
Yönetmen: Gani Müjde
Oyuncular: Ata Demirer, Ruhsar Öcal, Atilla Olgaç
Senaryo: Gani Müjde
Türü: Komedi
Yapım Yılı: 2008
Taraf