Hükümet IMF ile nasıl anlaştı?
Taraf yazarı Süleyman Yaşar, Hükümetin IMF'le yaptığı ihtiyati stand-by anlaşmasını yorumladı. Doğru adımlar atıldığını söyleyen Yaşar, yine de temkinli...
21 Kasım 2008 17:41 // Taraf
İşte merak edilenler!..İşte o yaz...
Hükümet IMF ile nasıl anlaştı
Amerikan konut sektöründe başlayıp bütün dünyaya yayılan mali krizin dalgaları kriz lobisinin de gayretleriyle Türkiye’yi de olumsuz etkilemeye başladı. Türkiye’nin ihracatının yaklaşık yarısını gerçekleştirdiği Avrupa ülkelerinin durgunluğa girmesi, bu ülkelerin Türkiye’den ithalatını azaltacak.
Bu Türkiye açısından Batı cephesi. Doğu cephesine bakarsak, orada da ham petrol fiyatlarının hızla düşmesi Rusya ekonomisini olumsuz etkiliyor. Bu durum, Türkiye’nin Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu’ndan sağladığı döviz girişlerini azaltacak. Bu olumsuz ortamda, Türkiye ekonomisinin göstergelerinin olumlu olmasına rağmen, önümüzdeki dönemde ödemeler bilançosunda oluşacak sorunları gidermek amacıyla şimdiden bir güvenceye ihtiyaç var. Bu güvenceyi de Türkiye ekonomisine ancak Uluslararası Para Fonu (IMF) verebilir.
Dünya ekonomisindeki daralmanın Türkiye ekonomisine yapacağı olumsuz etkileri dikkate alan Başbakan Tayyip Erdoğan, G-20 toplantısı için gittiği Washington’da geçen hafta sonu IMF Başkanı ile görüştü. Bu görüşmede IMF ile yeni bir anlaşmaya varıldı. Bu yeni anlaşmada IMF, Türkiye’nin isteklerini olumlu karşıladı.
IMF, daralan dünya ekonomisinin Türkiye üzerindeki olumsuz etkilerini dikkate alarak 2009 yılı için faiz dışı fazlanın ulusal gelire oranını yüzde 4’ten yüzde 2’ye indirdi. Ekonomik büyüme oranının da yüzde 3,5 seviyesinde olmasını kabul etti. Böylece IMF, Türkiye’nin “ümüğünü sıkmayacak” bir programı kabul etmiş oldu.
IMF ile yapılacak anlaşma bir “ihtiyati stand-by” olacak. Buna göre, Türkiye’nin ödemeler dengesinde bir problem olduğunda, IMF, Türkiye’ye kullanması için para verecek.
Ayrıca ekonomik durgunlukla mücadele için Merkez Bankası kaynaklarından bir fon oluşturulacak ve bu fon küçük ve orta ölçekli firmaların desteklenmesinde kullanılacak. Böylece toplam talebin daralmasına karşı, Amerikan modelinde olduğu gibi, Merkez Bankası kaynaklı bir destekleme yapılacak.
Döviz kurlarına gelince... Hükümet, kasım ayı sonuna kadar Türkiye’den sıcak para çıkışı olmasını bekliyor. Sıcak para çıkışının tamamlanmasının ardından Türk parasının tekrar değer kazanacağını düşünüyor. Anlaşılan, döviz kurlarının yüksek seyretmesinin nedeni, sıcak para çıkışının yüksek döviz kurlarından yapılmasını sağlayarak döviz rezervlerini azaltmama düşüncesine dayanıyor. Bu da haklı bir gerekçe olarak kabul edilebilir.
Bu dönemde ekonomiyle ilgili olarak sadece yapılması gerekenleri değil, ‘yapılmaması gerekenleri!’ de kesin bir dille ortaya koymak zorundayız. Öncelikle, Merkez Bankası kaynaklarından oluşturulacak söz konusu fonun kesinlikle kriz lobisinin kasalarına akmasını önlemek gerekiyor. Eğer böyle bir uygulamaya yol açılırsa, alınan önlemler hiçbir işe yaramaz. Verilen destek heba olur ve vatandaş bu işten yine zararlı çıkar. Ekonomiye destek programının, bu sefer mutlaka dar gelirli ve düşük gelirli gruplara hitap etmesi şart. Aksi takdirde bu ekonomik program, AKP Hükümeti’nin de son şansı olabilir.
Taraf