Ayder yaylası kaçak yapılardan temizleniyor
Ayder yaylası kaçak yapılardan temizleniyor
İSTANBUL'DA KÜLTÜR SANAT
İSTANBUL'DA KÜLTÜR SANAT
Cumhuriyet'in çelişkili halleri
Taraf yazarı Alper Görmüş, Cumhuriyet gazetesinin Ergenekon davasındaki çelişkili hallerini yazdı. İşte o yazı…
21 Kasım 2008 17:57 // Taraf
Cumhuriyet'in çelişkili halleri

Başyazar yine dalgasında!
Başyazar dalgasını geçerken, Cumhuriyet’in avukatları çırpınıyor…
 
Cumhuriyet’in başyazarı ve Ergenekon zanlısı İlhan Selçuk, son zamanlarda sık sık Ergenekon davasını sarakaya alan yazılar yazıyor. Bu yazılar, davanın en önemli unsuru olan, Danıştay baskınının ve Cumhuriyet Gazetesi’nin bombalanmasının Ergenekoncular tarafından gerçekleştirildiği iddiası ortadayken nasıl yazılır, nasıl bir ruh haliyle yazılır, anlamak hakikaten mümkün değil.
 
Diyelim Selçuk, iddia sahibi savcılara zerrece güvenmiyor, peki bunun son derece ciddi bir iddia olduğuna inanan ve baştan beri iddianın peşini bırakmayan kendi gazetesinin avukatlarına da mı güvenmiyor?
 
Hatırlayanlar olabilir, bu sayfada kaleme aldığım bir yazıda (“Cumhuriyet’ten ilk ses: Bizi Ergenekon bombalamış olabilir...”, Taraf, 5 Ağustos 2008), Cumhuriyet yazarı Orhan Bursalı’nın da gazetenin avukatları gibi düşündüğünü, o günlerde yazdığı bir yazıdan yola çıkarak göstermeye çalışmıştım. Gelin birlikte hatırlayalım, Bursalı’nın 3 Ağustos 2008 tarihli yazısında ne dediğini:
 
“Muammer Aksoy’lardan Bahriye Üçok’lara, ülkemizin en büyük soruşturmacı gazetecisi Uğur Mumcu’dan yetkin akademisyen ve Cumhuriyetçi demokrat Ahmet Taner Kışlalı’ya kadar onlarca isim... Ve savcı Doğan Öz... Bu cinayetlerin hiçbiri aydınlatılmadı! Katilleri ve örgütleri bilinmiyor!
 
“Ancak bu cinayetlerin işleniş biçimleri ve zamanları olağanüstü niteliktedir! Cinayetler büyük kitleleri harekete geçirmiş, Uğur Mumcu cinayetinde 500 bin kişi yürümüş, hemen hepsi, yine olağanüstü durumların hazırlığı olarak nitelendirilebilecek psikolojik ortamları çağrıştırmıştır!
 
(...)
 
“O halde soralım: ‘Ergenekon’ ve veya benzeri yapılanmalar mı Cumhuriyet’in çevresindeki cinayetlerde rol oynuyordu? (...) Bu konu daha ayrıntılandırılabilir; ama sonuçta geçmişten bugüne baktığımızda, eğer böyle bir yapılanmadan bahsediyorsak, bu örgütlenmenin Cumhuriyet aydınlarının katledilmesinde rolü olabilir... Dahası, eğer devamı onlar ise, Cumhuriyet’in geçen yıl bombalatılmasında da! Gazetemiz ve çalışanları, onların provokatif amaçları için hedef olabilir...”
 
Görüyorsunuz, Orhan Bursalı daha da fazlasını söylüyor, Ergenekon örgütlenmesinin Cumhuriyet gazetesiyle bağlantılı aydınların faili meçhul cinayetlere kurban gitmelerinden de sorumlu olabileceğini öne sürüyor. Bu satırlar, Ergenekon iddianamesinin açıklandığı günün ertesinde, Cumhuriyet’in “Av tüfeğiyle darbe” manşetinde en kristalize haline kavuşan “Üç beş el bombasıyla 15-20 tabancayla darbe mi olur?” mugalatasına da cevap niteliğinde... Doğru, bunlarla darbe olmaz fakat bunlar faili meçhul cinayetler için yeterlidir... Doğru, faili meçhul cinayetlerle darbe olmaz ama pekâlâ darbeye zemin hazırlanabilir... Zaten iddia da bu.
 
Ben Bursalı’nın satırlarını aktardıktan sonra, o günkü yazımı şöyle bitirmişim:
 
“Biraz geç oldu ama olsun. Böylece, ‘Ulusalcılar ulusalcı gazeteyi bombalamış lan, keh keh keh’ yollu esprili inkâr çabalarını artık daha az duyacağız demektir. Geç de olsa, iyi bir şey...”
 
Ne yanılgı! Başta “ulusalcı gazete”nin başyazarı olmak üzere, kalemlerini Ergenekon’u sulandırma faaliyetine adayan bütün kalemler, pozisyonlarından bir milim bile geri adım atmadılar.
 
“Ergenekon, mergenekon...”
 
İşte en tazesi... İlhan Selçuk, daha iki gün önce, 19 kasımda Cumhuriyet’teki köşesinde, “Ergenekon mergenekon...” başlığıyla döktürüyordu gene:
 
“(Kendince ‘Aziz Nesinlik bir tablo’ çizdikten sonra): Bir de bu Aziz Nesin’lik tablonun üstüne bir fotoğraf ekleyiniz... Silivri Hapishanesi... Yetkililer Ergenekon davasına bakan mahkemeyi hapishane avlusuna oturtmuşlar... Mahkemeye girmek, yargıçların huzuruna çıkmak için hapishaneye giriş kapısından geçmek zorundasınız... Hapishane arazisinde mahkeme olur mu canım?..”
 
Fakat 19 kasım tarihli olanının, Selçuk’un kaleme aldığı “Ergenekon sarakaları” dizisinin en talihsiz yazısı olduğunu söylemek zorundayım. Çünkü bu yazının çıktığı gün, Cumhuriyet’in haber sayfalarında, başlığı “Avukatlarımızdan ‘bomba’ sorusu” olan önemli bir haber vardı. Haber, Cumhuriyet’e atılan bombaları, atanlara verdiği öne sürülen Muzaffer Tekin’in bir gün önceki çapraz sorgusuna ilişkindi. Devamını Cumhuriyet’ten (19 kasım) okuyalım:
 
“Müdahil Cumhuriyet Vakfı’nın avukatı Bülent Utku, (...) Tekin’e ‘Gazeteye yolladığınız açıklamada bombaların patlayıcı özelliği olmayan, eğitim yardımcı malzemesi olduğunu söylediniz? Eğitim yardımcı malzemesi ne renktir’ diye sordu. Tekin, ‘Yeşil ve siyah olur’ deyince Utku, ‘İnternete yaptığımız araştırmaya göre sizin söylediğinizin tam tersi çıkıyor. Renkleri yeşil ya da mavi oluyor. Tapa numaraları da farklı oluyor’ dedi. (...) Utku, 9 numaralı gizli tanığın ifadesinde, bombaların Ataşehir’deki bir villada yapılan toplantıda verildiğini söylediğini anımsattı. Tekin, toplantı yapıldığı iddia edilen tarihte nerede olduğu yönündeki soruya, ‘Hatırlamıyorum’ yanıtını verdi. Utku, burada böyle bir toplantı yapılıp yapılmadığının öğrenilmesinin mümkün olduğunu söyleyerek, ‘29 Nisan-12 Mayıs 2006 tarihleri arasında Ataşehir’de Muzaffer Tekin, Rasim Görüm, Alparslan Arslan, Osman Yıldırım, Oktay Yıldırım, Fikri Karadağ, Zekeriya Öztürk ve Veli Küçük’ün kullandığı ve irtibatlı olan telefonların baz istasyonlarına ilişkin kayıt alınırsa, orada bir konuşma olup olmadığı, irtibatların kimler arasında olduğunu, kimin hangi tarihte kimi aradığının mahkeme heyeti tarafından tespit edilmesini istiyorum’ dedi.”
 
Cumhuriyet gazetesinin avukatlarının çapraz sorguda sergiledikleri bu performans, 19 kasım tarihli gazetelerdeki “Ergenekon davası” haberleri arasında en fazla işlenen haber olarak dikkat çekiyordu. Mesela Zaman, avukatların hakkını vererek “Tekin’in savunmasını Cumhuriyet’in avukatları çürüttü” başlığını tercih etmişti. Dediğim gibi, öteki gazetelerde de durum farklı değildi.
 
Eminim gazetenin avukatları da benim yaptığımı yapıp bütün gazeteleri bu açıdan gözden geçirmişlerdir. Aynı gün bir de “İlhan Abi”nin yazısını okuduklarında neler hissetmişlerdir acaba?
 


Taraf

 
GÜNÜN YAZARLARI
İsrail militarizmi

Taha Akyol
Milliyet
YAZARLARIMIZ
Erhan AfyoncuAnalitik Bakış
Erhan Afyoncu
Selahattin SemizAnalitik Bakış
Selahattin Semiz
Melih DumanAnalitik bakış
Melih Duman
Şevket Süreyya BaydemirAnalitik Bakış
Şevket Süreyya Baydemir
Y. Emre TozalAnalitik Bakış
Y. Emre Tozal
GAZETE 1. SAYFALARI
PİYASALAR
HAVA DURUMU