Bazı basın ve yayın organlarında yer alan bu başlık bile hayli ilgi çekici ve kendi içinde ikilem barındıran bir söylem..
21 Kasım 2008 10:46 // Analitik Bakış
Çarşaf ve açılımın birlikte kullanılış şekli, öncelikle kıyafetin içindeki kişiye değil, giyilen kıyafete göre bir sınıflandırma yapıldığının göstergesi.. Bunda belki medyamızın önyargılı yorumları etkili olabilir. Ancak yerel seçimlerin yaklaştığı bir ortamda, 22 Temmuz genel seçimleri öncesinde C.H.P.’nin başörtülü kadınları afişlerinde kullanmış olması gerçeğinden yola çıkarak, Baykal’ın bu konuda sabıkalı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
İnsan ister istemez düşünmüyor değil acaba, yerel seçimlerin hemen öncesi olmasa, Deniz Bey türbanlı ve çarşaflı kadınlara, medya önünde yine rozet takar mıydı?
Partisine katılımlarından dolayı mutluluklarını ifade eder miydi?
Ülkemizde sıklıkla dile getirilen dinin siyasete alet edilmesi mevzuu, öncelikle dindar muhafazakâr kesimleri rahatsız eden bir olgu.. Çünkü kimse göz göre-göre kullanılmaktan hoşlanmaz. Ancak gerek laiklikle ilgili tanımlamalarındaki zorlama katılık, gerekse üretkenlikten uzak, toplumu kutuplaşmaya iten muhalefet anlayışı, C.H.P.’nin, dini inancı gereği başı örtülü bayanları, partiye törenle katmasındaki inandırıcılığı azaltıyor. Hele ki Önder Sav gibi toplumun kutsallarına alenî şekilde saldırabilecek pervasızlığa sahip insanların C.H.P. yönetiminde halen söz sahibi olduğunu düşünürseniz…
Tüm dünyada değişimin ve özgürlüklerin savunucusu konumunda olan sosyal demokratların ülkemizdeki açmazlarından birisi de bu.. Olaylara yüzeysel bakarak, gerçek anlamda özgürlüklere sahip çıkmak yerine, özgürlüklerin önüne suni engeller koyuyor, siyasi rant uğruna adeta öcüler yaratıyorlar. Doğal olarak bu durumda yeni ve yenilikçi olma imajı yerine statükonun savunucusu, tutucu olma imajını seçmiş oluyorlar.
Yüreğinde başörtüsü nedeniyle mağdur edilmişlerin acısını duyan birisi olarak, bu yüzden C.H.P.’yi tutarsız, hatta daha da tehlikelisi halkın duygularıyla oynayan bir parti olarak görmeye başladım. Bu durum ana muhalefeti temsil eden bir partiden bahsedince, demokrasimiz adına endişe etmeme sebep oluyor. Çünkü vatandaş olarak C.H.P.’den toplumsal muhalefet görevini layıkıyla yerine getirip, gelecek adına bizlere umut vermesini bekliyorum. Oysa son gelişmelere bakınca parti içinde bile bu durumu hazmedemeyen, olması gerekenleri yaptığında yadırganan bir ana muhalefetin ne kadar umut olacağı tartışılır.
Yerel seçimlerin yaklaşmış olmasını bu açıdan sevindirici buluyorum. Mahalli seçim deyince mahalli adaylar, itinalı ciddi hizmetler ve vatandaşın hassasiyetleri ön plana çıkmaya başladı. İnşallah siyasilerin tamamı bu süreçte ortaya koyacakları açılımları seçimden sonra unutup, aksini uygulamaya kalkmazlar. Halk vaade inanır görünse de, önce güvenilirliğe bakmakta.. Zorlama açılımlar ile değil doğal yaklaşımlarla hareket edenler ise her daim kazanmakta..