Ayder yaylası kaçak yapılardan temizleniyor
Ayder yaylası kaçak yapılardan temizleniyor
İSTANBUL'DA KÜLTÜR SANAT
İSTANBUL'DA KÜLTÜR SANAT
Bankalar kimsenin gözünün yaşına bakmaz
Bankaların durumundan, krizin etkilerine, IMF ile anlaşmadan, Hükümet'in kriz önlemlerine kadar gündemde olan konuları Ekonomist Mustafa Sönmez ile konuştuk.
21 Kasım 2008 11:12 // Analitik Bakış / Özel
Bankalar kimsenin gözünün yaşına bakmaz


 
kullan 

Analitik Bakış: Mustafa Bey, Başbakan'ın son günlerde Bankaları itham eden açıklamaları oldu krizle ilgili. Karlarının 11.7 milyar dolardan 11 milyar dolara düşmesi sebebiyle, ortalığı karıştıklarını öne sürdü. Hatta bununla ilgili olarak BDDK'nın denetimlerini arttırmasını istedi. Sizce Bankaların tavrının sebebi nedir? Gerçekten Başbakan'ın söylediği bir etkileri oluyor mu sürece?


Mustafa Sönmez: Bankalar çok doğal olarak kendi reflekslerini gösteriyorlar bu kriz sürecinde. Yani onu, her finans kuruluşu kendi içinde yapar,öyle Başbakan'ın postasıyla da bunu yapmamazlık etmezler.BDDK bu konuda ne yapacak ki? Bir kere dışarıdan aldıkları kredileri yenileyemiyorlar bankalar, öyle olunca riskleri azaltmak için, kendi yasal çerçeveleri içerisinde davranıyorlar.Yani bu da kapitalizmin kuralı, kimse kimsenin gözünün yaşına bakmaz.Bankadır, alacağı varsa, kanun çerçevesinde bunu geri çağırabilir de. Buna hakkı olmadığı takdirde bunu yapamaz zaten, burada kanunlar belli, kurallar belli. BDDK Başkanı Ersin Özince de bunu ifade etti. "Biz dışarıdaki kredilerimizi yenileyemiyoruz, mecburuz bu refleksi göstermeye" dedi. Az evvel, Başbakan'ın basın toplantısını izledim, "Bana geldi reel sektör temsilcileri, kendilerinin bankalar tarafından taciz edildiğini söylediler." gibi şeyler söylüyor. Bu, öyle Başbakan'ın postasıyla olacak iş değil. Bankaların da böyle keyfi bir davranış içine girmeleri söz konusu olmaz. Böylesi dönemlerde kimse kimsenin gözünün yaşına bakmaz. Bankaların yaptığı da nihayetinde budur.

Analitik Bakış: Bir de Fatih Altaylı'nın bir yazısı vardı bu konuyla ilgili. Örneğin Akbank'ın, krizi fırsata dönüştürmek gibi bir sorumluluğu,mecburiyeti,lüzumu olmadığı halde, personel çıkarttığı yönünde bir eleştirisi vardı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Krizi fırsata dönüştürmek gibi tavır lüzumlu değil midir? 

 Başbakan Erdoğan'ın, Bankacıların karlarındaki düşme sebebiyle ortalığı bulandırdıklarını söylemesinin ardından, Bankaların tartışılan uygulamaları gündeme oturdu.Reel sektör,  Bankaların, kredileri geri çağırarak reel sektörü taciz ettiği öne sürülürken, Bankalar uluslararası kredileri yenileyemediklerini belirterek kendilerini savunuyorlar.

Bankaların durumundan, krizin etkilerine, IMF ile anlaşmadan, Hükümet'in kriz önlemlerine kadar gündemde olan konuları Ekonomist Mustafa Sönmez ile konuştuk. İşte Ekonomist Mustafa Sönmez'in, Analitik Bakış'ın sorularına verdiği cevaplar:

Analitik Bakış:

Mustafa Sönmez:Neden olmasın ki? Ben bu söylemleri anlamıyorum. Tabiki krizi herkes fırsata çevirir. Yani atacağı adam varsa atar, satacağı varsa satar, kapar, yani bu işin kuralları içerisinde var. Neden bunu böylesi zamanlarda olmayacak şeylermiş gibi gösteriyorlar ki? Kar ve sermaye birikimidir sonuçta, böylesi dönemlerde asıl,herkes birbirinin gözünü oyar, bunda şaşılacak birşey yok. Eğer bir banka bunu yapıyorsa, bunu fırsat bilip yapıyordur elbette, diğerleri de yapacaktır.

Analitik Bakış: Son günlerde gündemde olan IMF ile stand by anlaşması hususu var bir de. IMF ile anlaşmanın çerçevesi ne olacaktır Sizce? Normal stand by mı olur bu anlaşma yoksa ihtiyati stand by mı? Acaba söz konusu anlaşma Türkiye'yi rahatlatacak bir anlaşma mı?

Mustafa Sönmez:Orada önemli olan meblağdır. IMF ne kadar para çıkartacak? Bana göre çok fazla çıkaramayacak. Çünkü IMF'nin kapısında çok fazla ülke var. Dolayısıyla oradan beklenen yüklü miktarlar çok iyimser miktarlar.Buna kimse de inanmıyor zaten. İnansalardı, herhalde dövizin ateşi biraz olsun düşerdi. İhtiyati olması da başka birşey, ihtiyati dediğin zaman, "Verdiğiniz kredi dursun, Biz istediğimiz zaman çekeriz" demektir bu. İhtiyati olunca ve çekmeye başlayınca da herkes anlar ki zor durumdasın. Bunun öyle bir sonucu var. Stand by olursa da bunun belli şartları olacak. IMF buna karşılık bütçede belli bir disiplin isteyecek, harcamaların kısılmasını isteyecek. Yani bu şu ana kadar yapılan bütün anlaşmalardan farklı bir anlaşma olacak. Çünkü IMF eski IMF değil, dünya eski dünya değil, Türkiye de eski Türkiye değil. Hem miktar itibariyle hem de muhtevası itibariyle biraz farklı bir anlaşma çıkabilir. Ama dediğim gibi burada kilit nokta miktardır. Çünkü Türkiye için önemli olan miktar. O parada, öyle söylendiği gibi iki haneli bir para değildir.

Analitik Bakış: Mustafa Bey, Hükümet çevrelerinin 'Kriz, Türkiye'ye teğet geçecek' şeklinde genel bir algıları var. Bu algı nasıl anlaşılmalıdır? Kriz gerçekten Türkiye'ye teğet geçer mi? Yahut etkisi diğer bölge ülkelerine nisbeten daha az olur mu?

Mustafa Sönmez: Kastettikleri nedir bilmiyorum ama ikinci çeyrekte büyüme hızı %1.9'a düştü,şimdi ona bakmak lazım. Üçüncü çeyrek 10 Aralık'ta yayınlanacak. Ondan önce sanayinin durumuna baktığınızda süreç kötü gidiyor. Sanayi %6.4 oranında bir küçülme gösterdi. Eylül ayında imalat sanayisinin durumu bu. Onun için yılsonuna kadar % 1 veya 2008'i % 1 %1.5 büyüme ile kapatırlarsa öpüp başlarına koysunlar. % 1 - % 1.5 büyüme bile, bir çevre ülkesi için çok düşük bir performanstır. Önemli olan 2009. 2009'da ne olacak? Orada da sıfırın altına düşmek, büyüme değil küçüme olması çok daha muhtemel. Neden? Dış talep azalmış durumda, içeride de alım gücü düşmüş ve talep azalmış vaziyette. Dışarıya nasıl satacaklar? Hangi pazara satabilirler? Batı'da alıcı yok, başka pazarlara girmeye çalıştıklarında Çin-Hindistan-Güney Asya rekabetinin altında ezilirler. Bütün bunlar, geriye kamunun bazı harcamalar yapması gibi bir gereklilik doğuruyor. Hani fazla birşey yok, bununla da büyük bir talep canlanması olmaz. Burada Türkiye'nin belini büken iki husus var, birincisi dış para girmiyor ikincisi ihracat pazarları kayboldu. İki ayağı telafi edecek ne bulacaklar? Bulamadıkları takdirde daralma, küçülme ortaya çıkar.

Analitik Bakış:  Son olarak, Hükümet'in krizle ilgili gerekli tedbirleri vaktin aldığını düşünüyor musunuz? Sizce Hükümet krizin etkilerini azaltacak önlemler geliştirebildi mi?

Mustafa Sönmez:Bence bu detay kalıyor. Allame-i cihan olsa ne yapabilir ki bu ortamda? Bir de öyle bir söylem var. Önceden bilseydi, şöyle önlemler alınırdı filan diyorlar. Ne yapacaktı? Yapabileceği fazla birşey yok ki. Boğazına kadar bağımlı bir ülke, enerjisi bağımlı, dış para girişine bağımlı, ihracat piyasası bağımlı. Yani bu biraz detay bir hadise, zamanında müdahale ett mi etmedi mi?Bence bu gereksiz, anlamı olmayan, sığ bir tartışma.

Analitik Bakış: Teşekkür ediyoruz Mustafa Bey. İyi çalışmalar diliyoruz.

Mustafa Sönmez: Ben teşekkür ederim, Size de iyi çalışmalar.




 



Analitik Bakış / Özel

 
GÜNÜN YAZARLARI
İsrail militarizmi

Taha Akyol
Milliyet
YAZARLARIMIZ
Erhan AfyoncuAnalitik Bakış
Erhan Afyoncu
Selahattin SemizAnalitik Bakış
Selahattin Semiz
Melih DumanAnalitik bakış
Melih Duman
Şevket Süreyya BaydemirAnalitik Bakış
Şevket Süreyya Baydemir
Y. Emre TozalAnalitik Bakış
Y. Emre Tozal
GAZETE 1. SAYFALARI
PİYASALAR
HAVA DURUMU