Somalili korsanların Aden Körfezi'nde birçok gemiyi kaçırmasıyla korsanlık tekrar gündeme geldi.
Günümüzde olumsuz bir faaliyet olarak görülen korsanlık eskiden ise devletler tarafından siyasi ve ekonomik amaçları için teşvik edilirdi.
Korsanlık denizlerde gemilere karşı soygun amacıyla yapılan faaliyetlerin adıdır. Hava araçlarının icadından sonra uçak kaçırma eylemleri için de kullanılmıştır. Korsan kelimenin aslı Latince'den gelen İtal≠yanca corsaro olup diğer Avrupa dillerinde de kullanılır.
Arapça'ya İtalyanca'dan, Türkçe'ye de Arapça'dan geçmiştir. Türkçe'de korsanlık Batı dillerinin aksine deniz haydutluğunu ifade etmek için kullanılmıştır.
DEVLET ELİYLE KORSANLIK
Korsanlığın tarih sahnesine ne zaman çıktığını tam olarak bilemiyoruz. Ancak elimizdeki belgelere göre Milattan Önce 13. yüzyılda Akdeniz'de korsanlık yapılıyordu. Korsanlık özellikle deniz ticaretinin gelişmesiyle birlikte ilkçağdan itibaren tarihi olayların bir parçası olmuştur.
Korsanlık ekonomik ve siyasi amaçlarla ortaya çıkmıştır. Biz korsanlığı hep yasadışı bir faaliyet görürüz, ancak eskiden korsanlık devletlerin siyasi ve iktisadi güçlerini yaymak için kullandıkları bir araçtı. Osmanlı İmparatorluğu, İngiltere, Fransa ve Hollanda korsanlığı kendi çıkarları için en etkili olarak kullanan devletlerdi. Avrupa dillerinde korsanlık amaçlarına göre iki kelimeyle karşılanır.
Deniz haydutluğu denilen ve yasadışı olarak şahsi çıkarlar için yapılana "piracy" veya "buccaneer" denir. İzinli olarak resmi bir görev biçiminde yapılana ise "corsaire", veya "privateering" adı verilir. Osmanlılar deniz haydutluğu için de korsanlık için de genelde "korsan" kelimesini kullandılar. Ancak deniz haydutluğu için korsan kelimesinin yanı sıra eşkıya, kâfir gibi kelimeler de kullanılmıştır.
Hem Avrupalı devletler hem de Osmanlı İmparatorluğu korsanlığı denizlerde hakimiyet kurmak için kullandılar. Örneğin Barbaros Hayreddin Paşa İngilizlerin meşhur amirali Sir Francis Drake gibi korsanlıktan gelmeydi. Özelikle Cezayir, Tunus ve Libya gibi Osmanlı topraklarında Türk denizcileri gerek Akdeniz'de gerekse Akdeniz dışında korsanlık yaparak Hristiyan deniz güçlerine büyük zarar verdiler. Türk korsanları deniz gazileri olarak da anılır.
KORSANLIĞIN ALTIN ÇAĞI
8. yüzyılın sonu ile 11. yüzyılın başına kadar olan dönemde Vikingler korsanlık faaliyetleriyle tarihe damgalarını vurdular. Ejderha başlı gemileriyle Avrupa'da her kıyıyı yağmaladılar. 1560'lı yıllardan itibaren İngiltere ve Hollanda korsanlık faaliyetleriyle denizlerde boy gösterip siyasi ve iktisadi açıdan büyüdüler. 1650'den sonra korsanlar özellikle Antiller ve Büyük Okyanus'ta çok etkiliydiler.
1690 ile 1730 yılları arası "korsanlığın altın çağı" olarak anılır. Jean Lafitte, Jean Bart, Henry Morgan, Kaptan Kid, Karasakal tarihteki ünlü korsanlardır. Alınan sert önlemler sonucu korsanlar 18. yüzyılda tarih sahnesinden çekildiler. Korsanlık tarih boyunca genellikle devletlerini birbirlerini üstünlük sağlamak için kullandıkları bir yöntem iken 1856 Paris Kongresi'nde devletler hukukuna suç olarak girdi.
ZALiM KORSANDAN ROMANTiK KANUN KAÇAĞINA
Korsanlar zalim ve acımasız insanlardı. Ancak korsanlığın tarih sahnesinden çekilmesinden sonra 19. yüzyılda yazılan kitap ve şiirler ile 20. yüzyılda yapılan filmler korsanların kötü imajı yerine romantik kanun kaçakları imajını oturttu.
David Cordingly "Korsanlar Arasında Yaşam" isimli kitabında bu süreci teferruatlı olarak anlatır. İngiliz şair Lord Byron'ın yazdığı "The Korsair" isimli şiiri korsanların imajını değiştiren önemli bir dönüm noktası olmuştur.
Byron'ın kitabı 1814'te çıkar çakmaz kapışılmış ve çok satan bir kitap olduğu için de korsan imajını değiştirmiştir. Byron, şiirinde Conrad isimli bir korsanın güzel bir köle kızı Türk paşasını haremden kaçırışını anlatır.
19. yüzyılda korsanlık üzerine kurgusal birçok kitap yazıldı, ancak en önemli etkiyi Robert Louis Stevenson'un 1883'te yayınlanan "Define Adası" isimli kitabı yaptı. Bu kitapla tahta bacaklı ve papağanlı korsan tipi herkesin hafızasına kazındı. 20. yüzyılda Hollywood'un heyecan verici aksiyon sahneleriyle arka arkaya çevrilen korsan filmleri korsanları çok farklı bir noktaya getirdi.
İlk önemli korsan filmi 1926'da yapılan ve sessiz bir film olan "The Black Pirate" idi. Bu film korsan filmleri dalgası yarattı. 1940'da gösterime giren "The Sea Hawk" ise gişe rekorları kırdı. Bazı eleştirmenlere göre bütün zamanların en iyi macera filmlerinden biri olan "The Sea Hawk"ın başarısında oyunculuğunun zirvesinde olan Erol Flynn önemli rol oynamıştı.
analitik bakış