Analitik Bakış: ABD Temsilciler meclisinden geçen Ermeni tasarısı Türkiye’nin dış politikada önemli bir noktaya girdiğini gösterdi, sıkıntı oldu. Bu karar tasarısını nasıl değerlendiriyorsunuz? Protokollerle birlikte sınırlar açılsaydı, tasarının çok daha farklı bir hal alacağını söyleyenler de var. Siz bu yaşanan gelişmeleri genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
TÜRKİYE’DEN DOĞU SORUNU ÇERÇEVESİNDE İNTİKAM ALIYORLAR
Prof. Dr. İdris Bal: Genel olarak bu soykırım iddialarını Türkiye’ye karşı kullanılan bir araç olarak nitelendiriyorum. Bu bağlamda ABD’deki Yahudi lobisi, Ermeni lobisi bu husustaki Türkiye aleyhine gayretlerini sürdürdüler ve başarı elde ettiler.
Bu gayretleri de Türkiye’nin önüne geldi. Her defasında da aslında belli bir pazarlık oluyor. Türkiye, ayağa kalkıyor. ‘Acaba geçecek mi geçmeyecek mi? Bundan sonra ne olur veya 24 Nisan’da ABD Başkanı ne der? Soykırım mı diyecek, katliam mı diyecek?’diye tartışmalar oluyor.
Ben bu durumu şöyle değerlendiriyorum: Türkiye Osmanlı Devleti’nin devamıdır. Doğu sorunu denen anlayışın bir uzantısı olarak Türkiye’den bir anlamda bilerek ya da bilmeyerek intikam alınmak istenmektedir. Birinci yönü budur.
İkinci yönü ise, uluslararası ilişkilerde hak, adalet, ahlak yerine Makyavelist bir mantıkla ülkeler birbirlerine yönelik kozlar kullanıyorlar.
Türkiye ile açık halde ne var? PKK var, Ermeni sorunu var, su sorunu var, Kıbrıs gibi terör gibi sorunlar var. Dolayısıyla bunları Türkiye’ye karşı kullanıyorlar; ama bu doğru mu, yanlış mı? Bu yönüne pek önem vermiyorlar.
Çünkü onlar için önemli olan iç politikadaki amaçlarıdır ve bu olayları dış politikada Türkiye’ye karşı pazarlık olarak kullanabilmektir.
Bence bunun çaresi, açıkçası cazibe ve caydırıcılığı olan bir ülke olmak. Yani ekonomik anlamda kredi alan değil verebilen, teknolojik anlamda teknoloji alan değil ihraç eden, güvenlik bağlamında gerçekten güçlü bir ülke. Dışa bağımlı olmayan bir ülke. Hem asker sayısı bakımından, hem kabiliyet, hem de silah sanayi bağlamında.
Böyle cazibeli ve caydırıcı olan bir ülke olduğu zaman siyasi anlamda, dış politika anlamında bunlar çok kolay bir şekilde halledilecektir diye düşünüyorum. Zaten böyle cazibesi ve caydırıcılığı olan bir ülke olduğunuz zaman lüzumlu, lüzumsuz bu tür enstrümanların araçların kullanılmayacağını düşünüyorum.
Protokoller İlerlemiş Olsa Bile Tasarının Engellenmesi Çok Kolay Olamayacaktır
Protokoller meselesine bakacak olursak… Tabi ki bu protokoller imzalanmış olsaydı belki bir ihtimal daha yumuşama olabilir miydi? Açıkçası şu iyi bilinmelidir. Biz muhatap olarak Ermenistan devleti ile bu protokolleri imzaladık. Ermenistan devleti ile Ermeni diasporasını ayırmamız lazım.
Ermeni diasporası dünyanın dört bir yanındadır. Ve bunlar varlık olarak sarıldıkları soykırım iddialarını sonuna kadar kullanmaya kararlılar. Bu bağlamda Ermeni Devleti ile çatışıyorlar. Ermenistan Devleti ise biraz ekonomik sıkıntılar çıkıyor. Dolayısıyla bu protokoller ilerlemiş olsa bile bence çok kolay olamayacaktır. Ermeni diasporasının ikna edilmesi gerekecektir.
Ben Türkiye’nin protokoller açılımını, Ermeni açılımını başarılı ve doğru buluyorum. Kesilse bile burada Türkiye barıştan, diyalogdan ve meselenin çözülmesinden yana olduğunu göstermesi bağlamında zararı olmayacağını düşünüyorum. Diğer taraftan, sadece protokollerin geçmesi ile çok da bir ilerleme olmayacaktır. Bu sadece bir diyalog, bir açılım anlamında bir uygun zemin oluşturacaktır.
Daha sonra üniversiteden üniversiteye, toplumdan topluma, STK’lardan STK’lara, devletten devlete ciddi bir etkileşim olacak ki birbirini tanıma sürecinden sonra işlerin yoluna girme ihtimalinin daha fazla olduğunu düşünüyorum.
Ama hiçte kolay olmayacaktır. Görünen o ki hakikaten sıkıntılı olacak, belki de ABD’deki karardan sonra aslında protokollerin onaylanması daha da zora girdi.
| |